← geri

naber uzay?

e naber? bunu epeydir ertelemiştim. şimdi burada.

yani bazen bir şey oluyo', kendimi tüm inançlarımı başından sonuna sorgular halde bulduğumda bunları uzayın bir yerine iğnelemek istiyorum.

önemli mi? evet. çünkü sahip olduğum tek algı bu. kendime ait olan. deneyimlediğim tek şey de bu aynı zamanda.

bir de bunalıyorum bazı şeyler çıkamadığında ilk nefeste. çünkü bazı inançlar ötekilerin de sağlayıcısı oluyor. ötekilerin sorgulanabilmesi için ilk nefese inmek gerekebiliyor. ilk nefesi bulamadığımda bunalıyorum.

salarım bi' hohlarım ilk nefeslerimi serinlersiniz

belki bir şeyler bulur

limanlarıma demirlersiniz

bulamayıp da saldırırsanız

kemirgensiniz.

ben kimseye güvenmiyordum, şimdi her şeye güveniyorum. bunun da payı var paylaşmak istememde. yazık etmezsiniz.

gezmek lazım uzayı, yoksa uzay dünyadan ibaret sanıyor insan. ufuğa bir bakıyorum bazen, deniz üstü uçuk mavisi hoşuma gidiyor. beyaza çalıyor.

bir daha aynı hayatı yaşamaktan biraz korkuyorum. sürekli aynı hayatı bir döngü içerisinde yaşıyor olma ihtimalimizden daha da korkuyorum. üzerine düşündüğüm her konuda biraz korkabiliyorum. bilmediğimi fark ediyorum.

dilimden ve kavramlarımdan vazgeçmediğim her gün biraz daha "kafayı yiyorum". kavramlarıma bu yüzden devinim fırsatı vermek istiyorum. günden güne seksileşiyorum sürpriz bir şekilde. "sürpriz" kavramım deviniyor.

bir ay kadar önce iki aylık bir kediyle yolumuz kesişti. elime aldığımda tüm vücudu titreyecek kadar gırlıyor gırıl gırıl. herhangi bir şeyden korktuğunu görmedim henüz. belki korkmaktan korkuyordur.

naber diyorum, uzay cevap veriyor. hep veriyor. her şey gerçekten de birbiriyle konuşuyor.*

  • anonim bir esat deyişi. duyduğum kişi de nereden duyduğunu bilmiyor.